Loading...

elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu Patoloji ve Fitoterapi uzmanı Pathology M.D. Phytotherapy M.Sc. Doğa ve bilim aşığı Nature and science lover http://www.elifguveloglu.com/
155 posts
17,624 followers
0 following
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#kanportakalı #bloodorange #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak 
Kan portakalının tam zamanı...Rengini, içerdiği şifalı pigmentlerden alıyor,  yalnızca pigment de değil,  onlarca güçlü antikanser ve antioksidan madde var bu Sicilya kaynaklı meyve...2013'te yayınlanan İtalya Catania Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü kaynaklı bir makalede kan portakalının şifasının, meyvelerdeki aktif maddelerin muhteşem kombinasyonundan ve bu maddelerin birbiri ile sinerjik uyumundan kaynaklandığı belirtiliyordu. Çok ince bir nokta bu,  sinerji, şöyle ki bu aktif maddeler ayrı ayrı incelendiğinde aynı etkiyi gösteremiyor,  mucize,  bu maddelerin birlikte aynı maddede bulunmasında,  yani o 'ilahi kombinasyonda' yatıyor...Neler var bu ilahi kombinasyonda; antosiyaninler,  flavonoidler,  karotenoidler,  askorbik asit,  hidroksi sinnamik asit ve birçok başka faydalı asit... Asit deyince sizi korkutmasın,  meyvelerdeki asitler bedenimizdeki asit-baz dengesini destekleyen,  mikroplardan korunmamıza yardım eden, vücudumuzdaki birçok enzimin aktivitesini artıran, metabolizmamıza 'iyi gelen' asitler...
Kan portakalının normal portakaldan temel biyokimyasal farkı 'DHF-4-redüktaz' adlı bir enzim içermesi. Bu enzim kan portakalın rengini veren o 'mor-siyah' pigmente dönüşümü sağlıyor ki kanser savaşçısı bir pigment bu. European Journal of Cancer dergisinin Eylül 2005 sayısında yer verilen makalenin başlığı her şeyi özetliyordu ; Meyvelerdeki bu parlak ışıltılı renk kanser savaşçısı etkiye mi işaret ediyor?' Cevap evet!  Cancer Chemotherapy and Pharmacology'de 2009'da yayınlanan makale de şu başlıkla özetlenmişti: 'Besinlerdeki kanser koruyucu antosiyaninler potansiyel kanser ilacı olmayı hak ediyorlar mı?' Belki 'ilaç' demek bilimsel olarak yeterli değil ancak mutfağımızı 'akıllıca' donatırsak korunmada çok şey yapabiliriz. Sadece korunmada değil,  kanser olmuş kişilerin beslenmesinde de çok önemli bu 'ilaç besinler'. Üstelik çok fazla tüketmeye gerek yok,  tabiat çok cömert bedenimiz ise çok tutumlu... Sağlık ve esenlikler dileğimle,  şifa olsun...
15 659 5 days ago
#kanportakalı #bloodorange #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak kan portakalının tam zamanı...rengini, içerdiği şifalı pigmentlerden alıyor, yalnızca pigment de değil, onlarca güçlü antikanser ve antioksidan madde var bu sicilya kaynaklı meyve...2013'te yayınlanan İtalya catania üniversitesi halk sağlığı bölümü kaynaklı bir makalede kan portakalının şifasının, meyvelerdeki aktif maddelerin muhteşem kombinasyonundan ve bu maddelerin birbiri ile sinerjik uyumundan kaynaklandığı belirtiliyordu. çok ince bir nokta bu, sinerji, şöyle ki bu aktif maddeler ayrı ayrı incelendiğinde aynı etkiyi gösteremiyor, mucize, bu maddelerin birlikte aynı maddede bulunmasında, yani o 'ilahi kombinasyonda' yatıyor...neler var bu ilahi kombinasyonda; antosiyaninler, flavonoidler, karotenoidler, askorbik asit, hidroksi sinnamik asit ve birçok başka faydalı asit... asit deyince sizi korkutmasın, meyvelerdeki asitler bedenimizdeki asit-baz dengesini destekleyen, mikroplardan korunmamıza yardım eden, vücudumuzdaki birçok enzimin aktivitesini artıran, metabolizmamıza 'iyi gelen' asitler... kan portakalının normal portakaldan temel biyokimyasal farkı 'dhf-4-redüktaz' adlı bir enzim içermesi. bu enzim kan portakalın rengini veren o 'mor-siyah' pigmente dönüşümü sağlıyor ki kanser savaşçısı bir pigment bu. european journal of cancer dergisinin eylül 2005 sayısında yer verilen makalenin başlığı her şeyi özetliyordu ; meyvelerdeki bu parlak ışıltılı renk kanser savaşçısı etkiye mi işaret ediyor?' cevap evet! cancer chemotherapy and pharmacology'de 2009'da yayınlanan makale de şu başlıkla özetlenmişti: 'besinlerdeki kanser koruyucu antosiyaninler potansiyel kanser ilacı olmayı hak ediyorlar mı?' belki 'ilaç' demek bilimsel olarak yeterli değil ancak mutfağımızı 'akıllıca' donatırsak korunmada çok şey yapabiliriz. sadece korunmada değil, kanser olmuş kişilerin beslenmesinde de çok önemli bu 'ilaç besinler'. üstelik çok fazla tüketmeye gerek yok, tabiat çok cömert bedenimiz ise çok tutumlu... sağlık ve esenlikler dileğimle, şifa olsun...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
...Sevgili Canan Karatay'ın son kitabı,  Kansersavar Mutfak ile D&R Sağlık kategorisinde çok satanlar listesinin başında:) hayırlı olsun...
2 337 1 weeks ago
...sevgili canan karatay'ın son kitabı, kansersavar mutfak ile d&r sağlık kategorisinde çok satanlar listesinin başında:) hayırlı olsun...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
...mikroskop görüntüleri...Patolog gözüyle aşk...tıpkı aşk gibi, iç dünyaya ait bir mesele sevgi...'var'lığın hallerinden biri...'SEVGİ'li olduğumuz herşeyi çoğaltmak, çoğalmak ve azıyla yetinmemek dileğimle...
20 597 2 weeks ago
...mikroskop görüntüleri...patolog gözüyle aşk...tıpkı aşk gibi, iç dünyaya ait bir mesele sevgi...'var'lığın hallerinden biri...'sevgİ'li olduğumuz herşeyi çoğaltmak, çoğalmak ve azıyla yetinmemek dileğimle...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
...Ruhları şad olsun...
38 792 2 weeks ago
...ruhları şad olsun...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#tambuğday #wholegrain #fonksiyonelgıdalar 'European Journal of Clinical Nutrition' da daha geçen ay yayınlanan çok yeni bir bilimsel meta-analiz çalışmada tam buğday tüketimi ile kanser ve kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ters orantılı olduğu ortaya kondu,  hem de 'tüm sebepler' dahil olacak şekilde...Çalışma sahipleri şu yorumu yapmışlar: 'Hükümetlerin ve bilim insanlarının tam buğday tüketimini teşvik etmeleri gerekiyor!' 19 cohort çalışmanın dahil edildiği ve 1.041.692 kişinin dahil edildiği bu gözlemsel çalışma sonucu aslında hiç de yeni değil,  WHO,  Dünya Sağlık Örgütü, geçmiş yıllarda da defalarca tam buğday ürünleri tüketiminin, bağırsak kanseri başta olmak üzere kanser,  kalp damar hastalıkları ve kolesterol yüksekliğine karşı koruyucu olduğunu bildirimleriyle sunmuştu. Evet,  son yıllarda buğdayın genetiği ile oynandığı ve dolayısı ile 'beden aklının' bunu reddettiği, gluten intoleransı gibi eskiden çok daha az görülen durumların daha sık yaşandığı doğru, ancak yapmamız gereken 'tam buğdayı' karalamak yerine 'bakir tam buğdayın' peşine düşmek...Ülkemizde halen ata dede tohumunu ekip biçen ve öğüten değirmenler var, onlara destek olmalı, hem üreticiyi hem halkı 'doğru olana' teşvik etmeliyiz bilim insanları olarak...Hükümet de bu konuda önemli adımlar attı. Doğru olanı savunmak ve aramak zorundayız,  yanlıştan örnek olmaz...Herşey daha güzel olacak umudu ile,  mutlu pazarlar...
23 625 2 weeks ago
#tambuğday #wholegrain #fonksiyonelgıdalar 'european journal of clinical nutrition' da daha geçen ay yayınlanan çok yeni bir bilimsel meta-analiz çalışmada tam buğday tüketimi ile kanser ve kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ters orantılı olduğu ortaya kondu, hem de 'tüm sebepler' dahil olacak şekilde...çalışma sahipleri şu yorumu yapmışlar: 'hükümetlerin ve bilim insanlarının tam buğday tüketimini teşvik etmeleri gerekiyor!' 19 cohort çalışmanın dahil edildiği ve 1.041.692 kişinin dahil edildiği bu gözlemsel çalışma sonucu aslında hiç de yeni değil, who, dünya sağlık örgütü, geçmiş yıllarda da defalarca tam buğday ürünleri tüketiminin, bağırsak kanseri başta olmak üzere kanser, kalp damar hastalıkları ve kolesterol yüksekliğine karşı koruyucu olduğunu bildirimleriyle sunmuştu. evet, son yıllarda buğdayın genetiği ile oynandığı ve dolayısı ile 'beden aklının' bunu reddettiği, gluten intoleransı gibi eskiden çok daha az görülen durumların daha sık yaşandığı doğru, ancak yapmamız gereken 'tam buğdayı' karalamak yerine 'bakir tam buğdayın' peşine düşmek...ülkemizde halen ata dede tohumunu ekip biçen ve öğüten değirmenler var, onlara destek olmalı, hem üreticiyi hem halkı 'doğru olana' teşvik etmeliyiz bilim insanları olarak...hükümet de bu konuda önemli adımlar attı. doğru olanı savunmak ve aramak zorundayız, yanlıştan örnek olmaz...herşey daha güzel olacak umudu ile, mutlu pazarlar...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
Nisanın ilk haftasını kanser haftası kabul ediyoruz ama 4 Şubat da dünya kanser günü kabul edilmiş, bu vesileyle bu konudaki kitabımın arka kapağındaki yazıyı tekrar paylaşmak istedim... 'Beden aklı' için her gün 'kanserle mücadele günü'...Bedenimizde her gün yüzlerce binlerce kere tüm vücudumuzu 'devriye gezer' gibi tarayan savunma hücrelerimiz var,  yani kansere karşı savunmasız yaratılmamışız...Sadece 'beden aklımızı' korumayı başarsak, hiçbirşeyle 'mücadele' etmek zorunda kalmayacağız,  mücadele ettiğimiz,  savaştığımız her şeyi çoğaltıyoruz aslında spritüel düzlemde...Mücadele ruhu taşımadan, atışta kalıp, ruhumuza ve dolayısıyla bedenimize 'izin vermek' gerekiyor,  gerisini 'beden aklı' hallediyor...Sağlık ve esenliklerle şifa diliyorum tüm hastalara...
16 961 3 weeks ago
Nisanın ilk haftasını kanser haftası kabul ediyoruz ama 4 Şubat da dünya kanser günü kabul edilmiş, bu vesileyle bu konudaki kitabımın arka kapağındaki yazıyı tekrar paylaşmak istedim... 'beden aklı' için her gün 'kanserle mücadele günü'...bedenimizde her gün yüzlerce binlerce kere tüm vücudumuzu 'devriye gezer' gibi tarayan savunma hücrelerimiz var, yani kansere karşı savunmasız yaratılmamışız...sadece 'beden aklımızı' korumayı başarsak, hiçbirşeyle 'mücadele' etmek zorunda kalmayacağız, mücadele ettiğimiz, savaştığımız her şeyi çoğaltıyoruz aslında spritüel düzlemde...mücadele ruhu taşımadan, atışta kalıp, ruhumuza ve dolayısıyla bedenimize 'izin vermek' gerekiyor, gerisini 'beden aklı' hallediyor...sağlık ve esenliklerle şifa diliyorum tüm hastalara...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
...Pazar kahvaltılarınızda tatlı bir kaçamak olabilir tahin helvası,bu kadar çok 'tatlı fobisi' oluşturmaya gerek yok,  elbette, her şey dozunda...Geleneksel yöntemlerle hazırlanmış, glukoz şurubu içermeyen, hakiki tahin ve çövenle hazırlanmış tahin helvasını,  halen,  ararsanız buluyorsunuz ülkemizde, bu işin geleneğinden ödün vermeden çalışan üreticiler var...Osmanlı İmparatorluğunda sarayda en kıymet verilen tatlılardan olan tahin helvasını Avrupalı gezgin Hans Dernschwam ülkesine döndüğünde şöyle anlatmış: 'helva dedikleri bir tatlı var ki tutkalımsı bir şey,  çok lezzetli,  elle dokununca kurabiye gibi sert fakat ağza alınınca dağılıveriyor'... O 'dağılıverme' hissini helva, içerdiği tahindeki bol susam susam yağından alıyor ki susam yağındaki E vitamini, lignanlar ve antioksidanlar bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler. Susam yağı aynı zamanda iyi bir fosfor ve kalsiyum kaynağı ki bunlar da kemikleri destekliyor. Tahin helvasını tahin helvası yapan ana madde çöven özütü; helva şurubunun ağartılması için kullanılan bu madde hücre kültürlerinde anti-kanser özellik gösteriyor,  evet,  dolaylı da olsa bir tatlının içeriğindeki bir maddede bile kanserden korunmadan bahsedebiliyor yani 'sağlıklı tatlı' diye bir kavram da var, tatlı=zehir anlamına gelmiyor. Bağışıklık sistemi hücrelerimiz ve beyin sadece şekerle çalışıyor, buradaki kilit noktalar; doz-denge-doğal kaynak!!! Kurallar koymayı sevmeyen ben, 3D kuralı dedim buna, hastalarıma da yasaklamıyorum tatlıyı, hele de kilo vermiş ve kanserle mücadele eden bir bedenden şekeri sıfırlamak,  tamamen yasaklamak,  bilimsel akıl ile 'akıl karı değil!' Neden mi? Biz hiç şekerli bir madde yemesek bile, bizden daha akıllı olan 'beden aklı' bağışıklık sistemi hücreleri ile beyin hücrelerine şeker sağlayabilmek için yediğimiz yumurtayı bile şekere çevirmeye çalışıyor ve bunu başarıyor,  ancak bu durum, hele hele de kilo vermiş bir kanser hastasında metabolizmaya ek bir yük getiriyor ki bu da o dönemde hiç de istediğimiz bir durum değil...Doz ve denge kuralının özü şu; sağlıklı protein ve sağlıklı yağlarla birlikte, dozu abartmadan sağlıklı tatlılar tüketilebilir...Sağlık ve esenlikler, bir de 'ağız tadı' dileğimle...
47 732 3 weeks ago
...pazar kahvaltılarınızda tatlı bir kaçamak olabilir tahin helvası,bu kadar çok 'tatlı fobisi' oluşturmaya gerek yok, elbette, her şey dozunda...geleneksel yöntemlerle hazırlanmış, glukoz şurubu içermeyen, hakiki tahin ve çövenle hazırlanmış tahin helvasını, halen, ararsanız buluyorsunuz ülkemizde, bu işin geleneğinden ödün vermeden çalışan üreticiler var...osmanlı İmparatorluğunda sarayda en kıymet verilen tatlılardan olan tahin helvasını avrupalı gezgin hans dernschwam ülkesine döndüğünde şöyle anlatmış: 'helva dedikleri bir tatlı var ki tutkalımsı bir şey, çok lezzetli, elle dokununca kurabiye gibi sert fakat ağza alınınca dağılıveriyor'... o 'dağılıverme' hissini helva, içerdiği tahindeki bol susam susam yağından alıyor ki susam yağındaki e vitamini, lignanlar ve antioksidanlar bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler. susam yağı aynı zamanda iyi bir fosfor ve kalsiyum kaynağı ki bunlar da kemikleri destekliyor. tahin helvasını tahin helvası yapan ana madde çöven özütü; helva şurubunun ağartılması için kullanılan bu madde hücre kültürlerinde anti-kanser özellik gösteriyor, evet, dolaylı da olsa bir tatlının içeriğindeki bir maddede bile kanserden korunmadan bahsedebiliyor yani 'sağlıklı tatlı' diye bir kavram da var, tatlı=zehir anlamına gelmiyor. bağışıklık sistemi hücrelerimiz ve beyin sadece şekerle çalışıyor, buradaki kilit noktalar; doz-denge-doğal kaynak!!! kurallar koymayı sevmeyen ben, 3d kuralı dedim buna, hastalarıma da yasaklamıyorum tatlıyı, hele de kilo vermiş ve kanserle mücadele eden bir bedenden şekeri sıfırlamak, tamamen yasaklamak, bilimsel akıl ile 'akıl karı değil!' neden mi? biz hiç şekerli bir madde yemesek bile, bizden daha akıllı olan 'beden aklı' bağışıklık sistemi hücreleri ile beyin hücrelerine şeker sağlayabilmek için yediğimiz yumurtayı bile şekere çevirmeye çalışıyor ve bunu başarıyor, ancak bu durum, hele hele de kilo vermiş bir kanser hastasında metabolizmaya ek bir yük getiriyor ki bu da o dönemde hiç de istediğimiz bir durum değil...doz ve denge kuralının özü şu; sağlıklı protein ve sağlıklı yağlarla birlikte, dozu abartmadan sağlıklı tatlılar tüketilebilir...sağlık ve esenlikler, bir de 'ağız tadı' dileğimle...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#nohut #chickpeas #ilaçbesinler #fonksiyonelgıdalar #kansersavarmutfak 
Akşam yemeği için hafif ve proteinden zengin bir seçenek nohut yemeği, herşeyden önemlisi nohut bir 'ilaç besin'... Dünyadaki blimsel çalışma sonuçları nohutun birçok farklı kanser türüne karşı koruyucu olduğunu gösterdi. 2004 yılında yapılmış bir hücre çalışmasından bahsedeyim, çalışmada değişik kanser hücre kültürleri hazırlanmış ve bu hücreler nohut özütü fraksiyonlarına maruz bırakılmışlar ve sonuç oldukça çarpıcı; nohuttaki bazı biyoaktif bileşenlerin kanserleşme özelliği gösteren hücrelerin üremesini engellediği görülmüş. Aslında bu akut etki bildiklerimizden çok öte, çünkü biz nohutun içerdiği bitkisel lif ve posa ile bağırsak yüzeyinin kanserojenlerle temasını azalttığı için uzun vadede bağırsak kanserine karşı koruyucu olduğunu biliyoruz, bir de yeşil mercimek ve fasulyenin de yaptığı gibi,  içerdiği flavonlar ve fitoöstrojenler ile meme kanserine karşı koruyucu olduğunu... Tabiat sürprizlerle ve mucizelerle dolu...Haftada en az bir kere bakliyat pişirelim,  sızma zeytinyağı ve bolca doğal salça ile, yanında da az miktarda pilav, bol  yoğurt ve turşu ile... Sağlık ve afiyet olsun...
25 666 4 weeks ago
#nohut #chickpeas #ilaçbesinler #fonksiyonelgıdalar #kansersavarmutfak akşam yemeği için hafif ve proteinden zengin bir seçenek nohut yemeği, herşeyden önemlisi nohut bir 'ilaç besin'... dünyadaki blimsel çalışma sonuçları nohutun birçok farklı kanser türüne karşı koruyucu olduğunu gösterdi. 2004 yılında yapılmış bir hücre çalışmasından bahsedeyim, çalışmada değişik kanser hücre kültürleri hazırlanmış ve bu hücreler nohut özütü fraksiyonlarına maruz bırakılmışlar ve sonuç oldukça çarpıcı; nohuttaki bazı biyoaktif bileşenlerin kanserleşme özelliği gösteren hücrelerin üremesini engellediği görülmüş. aslında bu akut etki bildiklerimizden çok öte, çünkü biz nohutun içerdiği bitkisel lif ve posa ile bağırsak yüzeyinin kanserojenlerle temasını azalttığı için uzun vadede bağırsak kanserine karşı koruyucu olduğunu biliyoruz, bir de yeşil mercimek ve fasulyenin de yaptığı gibi, içerdiği flavonlar ve fitoöstrojenler ile meme kanserine karşı koruyucu olduğunu... tabiat sürprizlerle ve mucizelerle dolu...haftada en az bir kere bakliyat pişirelim, sızma zeytinyağı ve bolca doğal salça ile, yanında da az miktarda pilav, bol yoğurt ve turşu ile... sağlık ve afiyet olsun...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#fasülye #sihirlifasülyeler #beans #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak 
Lexington Kentucky Üniversitesi'nden, diyabetli hasta beslenmesi ile ilgilenen Bazel Weil R.D., 'Sihirli Fasülyeler' adlı kitabında, günlük beslenmemize sadece bir fincan fasülye ekleyerek altı haftada kandaki kolesterol değerinizi %10 oranında azaltabileceğinizi söylüyor. Bazel Weil haklı olabilir diye düşünüyorum çünkü bütün fasülye cinsleri bolca 'çözünebilir bitkisel lif' içeriyor ki bu madde, besinlerle birlikte alındığında mide bağırsak sisteminde ilerlerken bir miktar safraya bağlanarak, kolesterolle birleşmiş safranın kolesterolü karaciğere taşıyamadan dışkı ile atılmasına neden oluyor. Safra, normalde bağırsağa salgılanan ve bir miktarı, dışkı ile atılmadan bağırsaktan geri emilip karaciğere geri dönen ve dönerken de birlikte kolesterolün de dahil olduğu bir grup yağ molekülünü taşıyan bir madde, yani bunun atılımını artıran maddeler bu yağların emilimini, kandaki yağ düzeyi yükselmesini engellemiş oluyor. Kan yağlarını normal seviyede tutmak hem damar hem de kalp sağlığı için çok önemli, üstelik tüm fasülye çeşitlerinde 'damar koruyucu' özelliği olan flavonlar ve fitoöstrojenler var. Sağlıklı bir kalp ve 'açık' kan damarları bütün organ ve dokulara giden kan akışının artması anlamına geliyor ki bu, tüm organ ve dokuların sağlığı demek... Tam da bu noktada yazımı rahmetli babacığım Herbalist Atabay Güveloğlu'nun sözleri ile bitirmek istiyorum; 'Kan giden yere hayat gider!'... Sağlık ve esenlikler dileğimle...
19 579 4 weeks ago
#fasülye #sihirlifasülyeler #beans #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak lexington kentucky üniversitesi'nden, diyabetli hasta beslenmesi ile ilgilenen bazel weil r.d., 'sihirli fasülyeler' adlı kitabında, günlük beslenmemize sadece bir fincan fasülye ekleyerek altı haftada kandaki kolesterol değerinizi %10 oranında azaltabileceğinizi söylüyor. bazel weil haklı olabilir diye düşünüyorum çünkü bütün fasülye cinsleri bolca 'çözünebilir bitkisel lif' içeriyor ki bu madde, besinlerle birlikte alındığında mide bağırsak sisteminde ilerlerken bir miktar safraya bağlanarak, kolesterolle birleşmiş safranın kolesterolü karaciğere taşıyamadan dışkı ile atılmasına neden oluyor. safra, normalde bağırsağa salgılanan ve bir miktarı, dışkı ile atılmadan bağırsaktan geri emilip karaciğere geri dönen ve dönerken de birlikte kolesterolün de dahil olduğu bir grup yağ molekülünü taşıyan bir madde, yani bunun atılımını artıran maddeler bu yağların emilimini, kandaki yağ düzeyi yükselmesini engellemiş oluyor. kan yağlarını normal seviyede tutmak hem damar hem de kalp sağlığı için çok önemli, üstelik tüm fasülye çeşitlerinde 'damar koruyucu' özelliği olan flavonlar ve fitoöstrojenler var. sağlıklı bir kalp ve 'açık' kan damarları bütün o***n ve dokulara giden kan akışının artması anlamına geliyor ki bu, tüm o***n ve dokuların sağlığı demek... tam da bu noktada yazımı rahmetli babacığım herbalist atabay güveloğlu'nun sözleri ile bitirmek istiyorum; 'kan giden yere hayat gider!'... sağlık ve esenlikler dileğimle...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#mercimek #lentils #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak 
Meme kanseri halen dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türü ve erken tanı konup erken cerrahi müdahale yapılmadığına halen büyük sorunlar teşkil etmekte...International Journal of Cancer'da oldukça çarpıcı bir araştırma sonucu yayınlandı; Diyetlerinde düzenli olarak mercimeğe yer veren kadınlarda meme kanseri daha az görülüyor! Evet oldukça net ve çarpıcı bir sonuç, bu kadar basit, kolay, ucuz bir takviye, ve bu kadar net bir sonuç.24-46 yaş arası tam 90.638 kadının dahil edildiği geniş çaplı bir bilimsel araştırma bu, kadınlar sekiz yıl boyunca takibe alınıyor, hem beslenme alışkanlıkları takip ediliyor hem de düzenli olarak meme kontrolleri yapılıyor. Çalışmanın başlangıcında kadınların hiçbirinde memede bir problem saptanamamış olması gerekiyor ve yıllar süren takip sonunda varılan sonuç şu; haftada en az iki kez mercimek ve fasulye tüketen kadınlarda meme kanseri oluşma sıklığı %34 oranında daha az görülüyor. Araştırmanın sunulduğu makalede bu sonuç mercimek ve fasulye çeşitlerinin içerdiği flavonlara ve fito-estrojenlere bağlanıyor.'Fito-estrojen' kavramından korkulmaya başlandığını gözlüyorum son zamanlarda, özellikle de meme kanseri geçiren kadınlar fitoöstrojen içeren gıdalardan çok korkutuluyorlar. Oysa ki bilimsel gerçekler öyle değil; birçok östrojen türü var ve bunların birbiri ile ve kadındaki meme dokusundaki reseptörlerle etkileşimine göre vücut içinde bir denge var, ve bu denge bozulduğunda meme kanseri oluşuyor ki fitoöstrojenler bu dengeyi bizim lehimize çeviriyorlar, bu hücre düzeyinde ve reseptör(meme doğusundaki östrojen algılayıcıları)düzeyinde gösterildi. Tabiat aklı, birçok zaman, birçok teorinin üzerinde olduğunu kanıtladı defalarca.Üstelik mercimeğin formülüne birtek fitoöstrojen yok, öyle ilahi bir kimya kompozisyonu var ki, flavonlar gibi, selenyum gibi i, bitkisel lif gibi bizi kanserden koruyucu maddelerle dolu.Aynı zamanda proteinden ve demirden oldukça zengin bir gıda mercimek, bu da onu etin zengin bir alternatifi yapıyor, eğer benim gibi et yemeyenlerdenseniz et yerine yeşil mercimek ekleyebilirsiniz birçok sebze yemeğine.Sağlık ve esenlik dileğimle
35 599 4 weeks ago
#mercimek #lentils #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak meme kanseri halen dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türü ve erken tanı konup erken cerrahi müdahale yapılmadığına halen büyük sorunlar teşkil etmekte...international journal of cancer'da oldukça çarpıcı bir araştırma sonucu yayınlandı; diyetlerinde düzenli olarak mercimeğe yer veren kadınlarda meme kanseri daha az görülüyor! evet oldukça net ve çarpıcı bir sonuç, bu kadar basit, kolay, ucuz bir takviye, ve bu kadar net bir sonuç.24-46 yaş arası tam 90.638 kadının dahil edildiği geniş çaplı bir bilimsel araştırma bu, kadınlar sekiz yıl boyunca takibe alınıyor, hem beslenme alışkanlıkları takip ediliyor hem de düzenli olarak meme kontrolleri yapılıyor. çalışmanın başlangıcında kadınların hiçbirinde memede bir problem saptanamamış olması gerekiyor ve yıllar süren takip sonunda varılan sonuç şu; haftada en az iki kez mercimek ve fasulye tüketen kadınlarda meme kanseri oluşma sıklığı %34 oranında daha az görülüyor. araştırmanın sunulduğu makalede bu sonuç mercimek ve fasulye çeşitlerinin içerdiği flavonlara ve fito-estrojenlere bağlanıyor.'fito-estrojen' kavramından korkulmaya başlandığını gözlüyorum son zamanlarda, özellikle de meme kanseri geçiren kadınlar fitoöstrojen içeren gıdalardan çok korkutuluyorlar. oysa ki bilimsel gerçekler öyle değil; birçok östrojen türü var ve bunların birbiri ile ve kadındaki meme dokusundaki reseptörlerle etkileşimine göre vücut içinde bir denge var, ve bu denge bozulduğunda meme kanseri oluşuyor ki fitoöstrojenler bu dengeyi bizim lehimize çeviriyorlar, bu hücre düzeyinde ve reseptör(meme doğusundaki östrojen algılayıcıları)düzeyinde gösterildi. tabiat aklı, birçok zaman, birçok teorinin üzerinde olduğunu kanıtladı defalarca.üstelik mercimeğin formülüne birtek fitoöstrojen yok, öyle ilahi bir kimya kompozisyonu var ki, flavonlar gibi, selenyum gibi i, bitkisel lif gibi bizi kanserden koruyucu maddelerle dolu.aynı zamanda proteinden ve demirden oldukça zengin bir gıda mercimek, bu da onu etin zengin bir alternatifi yapıyor, eğer benim gibi et yemeyenlerdenseniz et yerine yeşil mercimek ekleyebilirsiniz birçok sebze yemeğine.sağlık ve esenlik dileğimle
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#maydanoz #parsley #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak 
Hipokrates'ın reçetelerinde yer verdiği bu kıymetli sebzeden 'Historia Naturalis' yazarı Romalı doğabilimci Pliny şöyle bahsetmiş: 'Maydanozsuz bir salata ya da sos olmaz!'...Haklı bence, neden mi? Çünkü maydanoz dünyada modern tıpta 'fonksiyonel gıda' yani 'ilaç besin' listesine girdi bile, içerdiği apigenin adlı aktif madde hücre çalışmasında birkaç kanser türüne karşı anti-kanser aktivite gösterdi. Bu kanserlerden bir tanesi de meme kanseri. Üstelik hücre kültürlerinde apigenin,  hormonal ilaçlara dirençli meme kanserlerine karşı da etkili bulundu. Hücre çalışmalarında 'etkili' bulunması onu ilaç yapmaya,  tedavide kullanmaya yeterli veri kabul edilmez, ancak, koruyucu olarak kullanılabilecek zararsız bir destek olduğuna bilimsel olarak ışık tutar ki doğrusu da budur, tabiatı bilimle buruşturup akıllıca 'korunmak', hem kanserden hem de oluşmuş kanserlerin tedavisi sonrası kanserin nüksünden...Birkaç sene önce yayınlanan bir çalışmada apigenin'in meme kanseri tedavisinde 5-FU adlı kemoterapi ilacı ile birlikte tüketilmesinin bu ilacın başarısını artırdığı gözlemlendi.
Maydanozdaki apigenin'in koruyucu olduğu bir başka önemli kanser türü de pankreas kanseri. 2008'de 'Pancreas' adlı bilimsel yayında yer alan ABD Chicago'da bir cerrahi kliniğinde yürütülen çalışmada apigenin'in insan pankreas kanseri hücrelerinin GLUT-1 glukoz transferi ile hücre içine şeker almalarını engelleyerek, iyi bir benzetmeyle  kanser hücrelerinin 'aç kalmasına' neden olduğu gösterildi. 'Tabiat aklını' ortaya koyan muhteşem bir çalışma bu; maydanozdaki bir madde kanser hücrelerinin hücre zararından içeri şeker transfer etmelerini sağlayan bir enzimi bloke ediyor! Kanser hücreleri alelade hücreler değil, 'kanser aklı' diye birşey var diyorum ya hep, bakın 'tabiat aklı' kanser aklı ile başedebiliyor, aynı 'ilahi güç'ün ilminden çıkma çünkü ikisi de...Bize düşen bilimle tabiat aklını kullanıp, beden aklının kanser aklını yenmesini sağlayarak hem kanserden korunmak hem de oluşmuş kanserlerin tedavisine yardımcı olmak...Doğada ve bedenimizde her şey var...Sağlık ve esenlik dileğimle, mutlu pazarlar...
34 664 4 weeks ago
#maydanoz #parsley #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak hipokrates'ın reçetelerinde yer verdiği bu kıymetli sebzeden 'historia naturalis' yazarı romalı doğabilimci pliny şöyle bahsetmiş: 'maydanozsuz bir salata ya da sos olmaz!'...haklı bence, neden mi? çünkü maydanoz dünyada modern tıpta 'fonksiyonel gıda' yani 'ilaç besin' listesine girdi bile, içerdiği apigenin adlı aktif madde hücre çalışmasında birkaç kanser türüne karşı anti-kanser aktivite gösterdi. bu kanserlerden bir tanesi de meme kanseri. üstelik hücre kültürlerinde apigenin, hormonal ilaçlara dirençli meme kanserlerine karşı da etkili bulundu. hücre çalışmalarında 'etkili' bulunması onu ilaç yapmaya, tedavide kullanmaya yeterli veri kabul edilmez, ancak, koruyucu olarak kullanılabilecek zararsız bir destek olduğuna bilimsel olarak ışık tutar ki doğrusu da budur, tabiatı bilimle buruşturup akıllıca 'korunmak', hem kanserden hem de oluşmuş kanserlerin tedavisi sonrası kanserin nüksünden...birkaç sene önce yayınlanan bir çalışmada apigenin'in meme kanseri tedavisinde 5-fu adlı kemoterapi ilacı ile birlikte tüketilmesinin bu ilacın başarısını artırdığı gözlemlendi. maydanozdaki apigenin'in koruyucu olduğu bir başka önemli kanser türü de pankreas kanseri. 2008'de 'pancreas' adlı bilimsel yayında yer alan abd chicago'da bir cerrahi kliniğinde yürütülen çalışmada apigenin'in insan pankreas kanseri hücrelerinin glut-1 glukoz transferi ile hücre içine şeker almalarını engelleyerek, iyi bir benzetmeyle kanser hücrelerinin 'aç kalmasına' neden olduğu gösterildi. 'tabiat aklını' ortaya koyan muhteşem bir çalışma bu; maydanozdaki bir madde kanser hücrelerinin hücre zararından içeri şeker transfer etmelerini sağlayan bir enzimi bloke ediyor! kanser hücreleri alelade hücreler değil, 'kanser aklı' diye birşey var diyorum ya hep, bakın 'tabiat aklı' kanser aklı ile başedebiliyor, aynı 'ilahi güç'ün ilminden çıkma çünkü ikisi de...bize düşen bilimle tabiat aklını kullanıp, beden aklının kanser aklını yenmesini sağlayarak hem kanserden korunmak hem de oluşmuş kanserlerin tedavisine yardımcı olmak...doğada ve bedenimizde her şey var...sağlık ve esenlik dileğimle, mutlu pazarlar...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#ıspanak #spinach #ilaçbesinler #fonksiyonelgıdalar #kansersavarmutfak 
Bebek ıspanak salatası, ıspanağı çiğ tüketebileceğimiz hoş bir seçenek...Ben bugün pembe-mor 'cevherlerle' süsledim ıspanak göbeği yapraklarını; nar, siyah havuç ve pembe turp. Sosunda ise nar ekşisi, taze limon ve pembe greyfurt suyu ile sızma zeytinyağı, biraz da kaya tuzu var. Ispanak, basit bir 'yeşillik' değil, bir 'ilaç-besin', neden mi? İçerisinde lutein ve zeaxantin adlı mucizevi aktif maddeler var ki göz, beyin ve kemik sağlığı için çok önemli 'kurtarıcılar' bunlar. Koruyucu olduğuna dair bilimsel veriler olan sorunlar; yaşla birlikte gözde gelişen maküler dejenerasyon,  beyinde oluşan Alzheimer plakları ve kemik zayıflaması. Kansere karşı güçlü koruyucu gücü olduğu hücre çalışmalarında gösterilen güçlü flavonoidler de içeriyor, hem de bir tane değil,  onlarca flavonoid madde... Ispanağın pek bilinmeyen bir özelliği de vücudumuza bir şekilde aldığımız ağır metalleri ve birçok toksik maddeyi onlarla kimyasal bağ oluşturarak etkisiz hale getirmesi. Ispanak oksalat içerdiği için böbrek taşı olanlara yasaklanır ama aslında onun da çaresi çok basit; ıspanağı yanında yoğurt, ayran veya peynirle tükettiğinizde ıspanaktaki oksalat bu süt ürünlerindeki kalsiyumla bağırsakta birleşir,  kalsiyum-oksalat kristalleri oluşur ve daha bağırsaklardan emilemeden dışkıyla atılır. Oksalat kristalleri böbreklerde oluştuğunda tehlikelidir. Geleneksel mutfak kültürümüzdeki alışkanlıklar şaşırtıyor çoğu zaman,  bizim mutfağımızda da ıspanak yoğurtla birlikte servis edilir ya...Mutlu pazarlar diliyorum,  sağlık ve esenlikle...
30 688 last month
#ıspanak #spinach #ilaçbesinler #fonksiyonelgıdalar #kansersavarmutfak bebek ıspanak salatası, ıspanağı çiğ tüketebileceğimiz hoş bir seçenek...ben bugün pembe-mor 'cevherlerle' süsledim ıspanak göbeği yapraklarını; nar, siyah havuç ve pembe turp. sosunda ise nar ekşisi, taze limon ve pembe greyfurt suyu ile sızma zeytinyağı, biraz da kaya tuzu var. ispanak, basit bir 'yeşillik' değil, bir 'ilaç-besin', neden mi? İçerisinde lutein ve zeaxantin adlı mucizevi aktif maddeler var ki göz, beyin ve kemik sağlığı için çok önemli 'kurtarıcılar' bunlar. koruyucu olduğuna dair bilimsel veriler olan sorunlar; yaşla birlikte gözde gelişen maküler dejenerasyon, beyinde oluşan alzheimer plakları ve kemik zayıflaması. kansere karşı güçlü koruyucu gücü olduğu hücre çalışmalarında gösterilen güçlü flavonoidler de içeriyor, hem de bir tane değil, onlarca flavonoid madde... ispanağın pek bilinmeyen bir özelliği de vücudumuza bir şekilde aldığımız ağır metalleri ve birçok toksik maddeyi onlarla kimyasal bağ oluşturarak etkisiz hale getirmesi. ispanak oksalat içerdiği için böbrek taşı olanlara yasaklanır ama aslında onun da çaresi çok basit; ıspanağı yanında yoğurt, ayran veya peynirle tükettiğinizde ıspanaktaki oksalat bu süt ürünlerindeki kalsiyumla bağırsakta birleşir, kalsiyum-oksalat kristalleri oluşur ve daha bağırsaklardan emilemeden dışkıyla atılır. oksalat kristalleri böbreklerde oluştuğunda tehlikelidir. geleneksel mutfak kültürümüzdeki alışkanlıklar şaşırtıyor çoğu zaman, bizim mutfağımızda da ıspanak yoğurtla birlikte servis edilir ya...mutlu pazarlar diliyorum, sağlık ve esenlikle...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#kekik #thyme #ilaçbaharatlar #kansersavarmutfak 
Artık marketlerde taze kekik görebiliyor olmak çok sevindirici,en fazla Antakya'lar kullanıyor taze kekiği ülkemizde, zahter adlı oldukça şifalı bir cinsini üstelik... bizim dağlarımızda kendiliğinden doğal florada rengarenk onlarcası yetişiyor da, dünya bizden çok daha fazla kıymetini biliyor bu şifalı baharatın, çünkü bilimle dokuyorlar doğadaki mucizeleri ve hangi bitkinin hangi baharatın içinde ne var, bizim hücrelerimize bunlar neler yapıyor,  biliyorlar...Ne var peki kekik yapraklarında ve hücrelerimize neler yapıyor?Timol ve karvakrol adlarında iki güçlü ilaç molekül var ve hücrelerimizi kansere karşı 'her' (!) aşamada koruyorlar, evet her aşamada...Kanser olmanın aşamaları var, önce genetik şifremizi taşıyan DNA'larımızın yapısında bozulma olması gerekiyor ki kekiğin DNA koruyucu etkisi hücre düzeyinde gösterildi. Ağızdan anüse kadar birçok kanser tütüne karşı koruyucu etkisi gösterildi.Almanyada yapılan ve 2011'de 'Anticancer Research' adlı bilimsel yayında yer alan bir çalışmada, hücre kültüründe kekikteki aktif maddelerin ağız kanseri hücrelerinin üremelerini üç farklı yoldan baskıladığı gösterildi; kanser hücrelerinin üreme döngülerini kırarak, Kanser hücrelerine doğrudan toksik etki göstererek ve kanser hücrelerinin genlerindeki genetik kilit aşamalarını etkileyerek. Peki, normal hücrelere zarar veriyor mu?Hayır, çünkü normal hücrelerin genetik yapısı farklı,zaten genetik yapı bozulduğu için hücre 'kanser hücresi' oluyor ve davranış değiştiriyor.Journal of Phytotherapy'de yayınlanan bir başka çalışmada ise kekikteki ilaç maddelerden karvakrol'ün metastaz yapmış meme kanseri hücrelerinin üzerindeki etkisi gözlemlendi ve bu hücrelerin bile üremesini baskıladığını ve Patoloji'de 'apopitoziz'diye adlandırdığımız hücre intiharına yönlendirdiği gösterildi.Bu çalışmalarda ve Fitoterapi'de bizim kanser tedavisine yardımcı olmak için kullandığımız kekik özütleri ve kekikten ayrıştırılmış etken maddeler oldukça kuvvetli özütler, ancak kekiği çay şeklinde tüketmek korunmada yeterli, tansiyon hastaları hariç herkes kullanabilir, dağlarımız kekik dolu...Şifa olsun, sevgimle...
41 612 last month
#kekik #thyme #ilaçbaharatlar #kansersavarmutfak artık marketlerde taze kekik görebiliyor olmak çok sevindirici,en fazla antakya'lar kullanıyor taze kekiği ülkemizde, zahter adlı oldukça şifalı bir cinsini üstelik... bizim dağlarımızda kendiliğinden doğal florada rengarenk onlarcası yetişiyor da, dünya bizden çok daha fazla kıymetini biliyor bu şifalı baharatın, çünkü bilimle dokuyorlar doğadaki mucizeleri ve hangi bitkinin hangi baharatın içinde ne var, bizim hücrelerimize bunlar neler yapıyor, biliyorlar...ne var peki kekik yapraklarında ve hücrelerimize neler yapıyor?timol ve karvakrol adlarında iki güçlü ilaç molekül var ve hücrelerimizi kansere karşı 'her' (!) aşamada koruyorlar, evet her aşamada...kanser olmanın aşamaları var, önce genetik şifremizi taşıyan dna'larımızın yapısında bozulma olması gerekiyor ki kekiğin dna koruyucu etkisi hücre düzeyinde gösterildi. ağızdan anüse kadar birçok kanser tütüne karşı koruyucu etkisi gösterildi.almanyada yapılan ve 2011'de 'anticancer research' adlı bilimsel yayında yer alan bir çalışmada, hücre kültüründe kekikteki aktif maddelerin ağız kanseri hücrelerinin üremelerini üç farklı yoldan baskıladığı gösterildi; kanser hücrelerinin üreme döngülerini kırarak, kanser hücrelerine doğrudan toksik etki göstererek ve kanser hücrelerinin genlerindeki genetik kilit aşamalarını etkileyerek. peki, normal hücrelere zarar veriyor mu?hayır, çünkü normal hücrelerin genetik yapısı farklı,zaten genetik yapı bozulduğu için hücre 'kanser hücresi' oluyor ve davranış değiştiriyor.journal of phytotherapy'de yayınlanan bir başka çalışmada ise kekikteki ilaç maddelerden karvakrol'ün metastaz yapmış meme kanseri hücrelerinin üzerindeki etkisi gözlemlendi ve bu hücrelerin bile üremesini baskıladığını ve patoloji'de 'apopitoziz'diye adlandırdığımız hücre intiharına yönlendirdiği gösterildi.bu çalışmalarda ve fitoterapi'de bizim kanser tedavisine yardımcı olmak için kullandığımız kekik özütleri ve kekikten ayrıştırılmış etken maddeler oldukça kuvvetli özütler, ancak kekiği çay şeklinde tüketmek korunmada yeterli, tansiyon hastaları hariç herkes kullanabilir, dağlarımız kekik dolu...Şifa olsun, sevgimle...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#sağlıklıbeslenme #ilaçbesinler #kansersavarmutfak 
Kanser hastalarına yatmadan önce en çok önerdiğim gıda yoğurt veya bir küçük bardak taze süt. Ünü dünyaya yayılan geleneksel gıdamız yoğurdun kıymetini dünya bizden daha çok biliyor artık. Ancak 'şehir efsanelerinden' yoğurt da aldı nasibini, birçok hasta ve hasta yakınından şu soruyu alıyorum son yıllarda :' yoğurdu da kesmemiz gerekiyormuş,  içinde laktoz varmış,  o da şekermiş,  kanseri beslemez mi?'...Diğer ikinci soru da, 'sütte ve yoğurtta kanseri besleyen bir hormon varmış!'...Kanser hastaları adeta ne yiyip içeceğini şaşırmış durumda,  zaten hayatlarının en zor dönemindeler ve duydukları her iddiaya inanma ve etkilenme eğilimindeler, ve bu karmaşayı 'huzura' çevirebilecek tek şey bilim !!! Birincisi; yoğurtta baskın olan, bir şeker olan laktoz değil, onun asidik formu olan laktik asittir ki laktik asidin mide ve bağırsak kanserlerine meme kanserine kadar birçok kansere karşı koruyucu özelliği var.  Hatta bu o kadar net ve eski bir bilgi ki bilim dünyasında, Pharmazie adlı bilimsel yayında taa 1979'larda 'Kanser tedavisinde laktik asit' diye bir makale ile işin bilimsel yanı net bir şekilde anlatılmış. Üstelik yoğurdun bağışıklık sistemini de güçlendirdiği hem hayvan hem de hücresel çalışmalarda gösterilip 'Journal of Clinical Immunology' dergisinde yayınlandı.
İkinci iddiaya gelince; bu iddianın yanıtı ise 2012 yılında Nutrition Reviews dergisinde verildi, 'süt ve süt ürünleri insülin benzeri büyüme faktörü gibi hormonlar içerebiliyorlar ve bunların yüksek dozda tüketilmesinin kanseri tetiklediği iddia ediliyor,ancak günde 3 porsiyon tüketimin böyle bir etkisi yok ve güvenle tüketilebilir, mayalanmış süt ürünlerinde ise risk çok daha az'. Evet yine o evrensel kurala geliyoruz, 'her şey dozunda!'...zaten bedenimiz o kadar tutumlu ki,  az miktarda tüketmek yeterli, şifa olsun...
23 479 last month
#sağlıklıbeslenme #ilaçbesinler #kansersavarmutfak kanser hastalarına yatmadan önce en çok önerdiğim gıda yoğurt veya bir küçük bardak taze süt. ünü dünyaya yayılan geleneksel gıdamız yoğurdun kıymetini dünya bizden daha çok biliyor artık. ancak 'şehir efsanelerinden' yoğurt da aldı nasibini, birçok hasta ve hasta yakınından şu soruyu alıyorum son yıllarda :' yoğurdu da kesmemiz gerekiyormuş, içinde laktoz varmış, o da şekermiş, kanseri beslemez mi?'...diğer ikinci soru da, 'sütte ve yoğurtta kanseri besleyen bir hormon varmış!'...kanser hastaları adeta ne yiyip içeceğini şaşırmış durumda, zaten hayatlarının en zor dönemindeler ve duydukları her iddiaya inanma ve etkilenme eğilimindeler, ve bu karmaşayı 'huzura' çevirebilecek tek şey bilim !!! birincisi; yoğurtta baskın olan, bir şeker olan laktoz değil, onun asidik formu olan laktik asittir ki laktik asidin mide ve bağırsak kanserlerine meme kanserine kadar birçok kansere karşı koruyucu özelliği var. hatta bu o kadar net ve eski bir bilgi ki bilim dünyasında, pharmazie adlı bilimsel yayında taa 1979'larda 'kanser tedavisinde laktik asit' diye bir makale ile işin bilimsel yanı net bir şekilde anlatılmış. üstelik yoğurdun bağışıklık sistemini de güçlendirdiği hem hayvan hem de hücresel çalışmalarda gösterilip 'journal of clinical immunology' dergisinde yayınlandı. İkinci iddiaya gelince; bu iddianın yanıtı ise 2012 yılında nutrition reviews dergisinde verildi, 'süt ve süt ürünleri insülin benzeri büyüme faktörü gibi hormonlar içerebiliyorlar ve bunların yüksek dozda tüketilmesinin kanseri tetiklediği iddia ediliyor,ancak günde 3 porsiyon tüketimin böyle bir etkisi yok ve güvenle tüketilebilir, mayalanmış süt ürünlerinde ise risk çok daha az'. evet yine o evrensel kurala geliyoruz, 'her şey dozunda!'...zaten bedenimiz o kadar tutumlu ki, az miktarda tüketmek yeterli, şifa olsun...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#portakal #salvesterols #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak 
Portakalların çoğunun alt orta kısmında içe doğru kıvrılmış minik bir 'portakal kabuğu yumağı' gizlenmiştir adeta, bu yumak çok şifalı, neden mi? Çünkü 'salvesterol Q-40' adlı bir molekül içeriyor ki bu molekül için  Leicester Eczacılık Fakültesinden Dr Hoon Tan, 'Bir meyvede, spesifik olarak kanseri hedef alıp vuran bir bileşik bulmak çok heyecan verici!' demişti 2007'de BBC News'te çalışmalarını sunarken...Aslında Salvesterol'ü ilk defa 2002 yılında Prof. Potter keşfetmiş ve 'kansere karşı savaşan besinsel bir kurtarıcı' diye lanse etmişti...Benim de kanserle ilgili tüm kitaplarımda yer verdiğim bu maddenin profesyonel formlarını biz hekimler kanser hastalarının tedavisine yardımcı olmak için kullanıyoruz uzun süredir, ama korunmak için tabiatın bize her bir portakalda hediye ettiği bu minik yumaklar yeterli. Aslında bu madde portakalın kabuğunda da var bir miktar ancak portakal kabukları portakalları muhafaza etmek için işlem gördüğü için portakalı kabuğu ile tüketmek uygun değil.  Ama portakalın bahçeden koparılıp işlem görmeden satıldığı bir yerde yaşıyorsanız mevsiminde günde bir portakalı kabuğu ile  yiyin ya da katı meyve sıkacağında sıkıp için. Portakalın kabuğunda kendisinden çok daha yüksek C vitamini var. C vitamini ile ilgili bilimsel çalışmalar 'Gine domuzu' adlı C vitamini olmadan bir gün bile yaşayamayan özel deney hayvanlarında yapılır ve bu çalışmalarda portakal kabuğunun doğadaki en zengin C vitamini kaynağı olduğu gösterildi. 'American Journal of Chinese Medicine' adlı dergide 2005'de yayınlanan çalışmada Çin ve Kampo Tıbbının ortak ilaçlarından portakal kabuğu özütünün Hepatit C virüsüne karşı da etkili olduğu gösterildi. Çin Tıbbının portakal kabuğu özütlerini mide reflülerinde de kullandıklarını söylersem bu minik portakal kabuğu yumaklarını atmazsınız artık diye düşünüyorum. Tabiatta mucizelerle bezenmiş...Bilimle bu mucizeleri gün yüzüne çıkarıp,  beden aklı ile tabiat aklını birbirine ulamak gerek...Tabiatta da bedenimizde de her şey var...Sağlık ve esenlik dileğimle...
43 610 last month
#portakal #salvesterols #fonksiyonelgıdalar #ilaçbesinler #kansersavarmutfak portakalların çoğunun alt orta kısmında içe doğru kıvrılmış minik bir 'portakal kabuğu yumağı' gizlenmiştir adeta, bu yumak çok şifalı, neden mi? çünkü 'salvesterol q-40' adlı bir molekül içeriyor ki bu molekül için leicester eczacılık fakültesinden dr hoon tan, 'bir meyvede, spesifik olarak kanseri hedef alıp vuran bir bileşik bulmak çok heyecan verici!' demişti 2007'de bbc news'te çalışmalarını sunarken...aslında salvesterol'ü ilk defa 2002 yılında prof. potter keşfetmiş ve 'kansere karşı savaşan besinsel bir kurtarıcı' diye lanse etmişti...benim de kanserle ilgili tüm kitaplarımda yer verdiğim bu maddenin profesyonel formlarını biz hekimler kanser hastalarının tedavisine yardımcı olmak için kullanıyoruz uzun süredir, ama korunmak için tabiatın bize her bir portakalda hediye ettiği bu minik yumaklar yeterli. aslında bu madde portakalın kabuğunda da var bir miktar ancak portakal kabukları portakalları muhafaza etmek için işlem gördüğü için portakalı kabuğu ile tüketmek uygun değil. ama portakalın bahçeden koparılıp işlem görmeden satıldığı bir yerde yaşıyorsanız mevsiminde günde bir portakalı kabuğu ile yiyin ya da katı meyve sıkacağında sıkıp için. portakalın kabuğunda kendisinden çok daha yüksek c vitamini var. c vitamini ile ilgili bilimsel çalışmalar 'gine domuzu' adlı c vitamini olmadan bir gün bile yaşayamayan özel deney hayvanlarında yapılır ve bu çalışmalarda portakal kabuğunun doğadaki en zengin c vitamini kaynağı olduğu gösterildi. 'american journal of chinese medicine' adlı dergide 2005'de yayınlanan çalışmada çin ve kampo tıbbının ortak ilaçlarından portakal kabuğu özütünün hepatit c virüsüne karşı da etkili olduğu gösterildi. çin tıbbının portakal kabuğu özütlerini mide reflülerinde de kullandıklarını söylersem bu minik portakal kabuğu yumaklarını atmazsınız artık diye düşünüyorum. tabiatta mucizelerle bezenmiş...bilimle bu mucizeleri gün yüzüne çıkarıp, beden aklı ile tabiat aklını birbirine ulamak gerek...tabiatta da bedenimizde de her şey var...sağlık ve esenlik dileğimle...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
Yayındayız:)
52 1,103 last month
Yayındayız:)
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
...yeni yıl bize şans, mutluluk, başarı, sağlık getiremez, biz çağırmazsak, çoğalmazsak...bugün dünden, yarın bugünden, önümüzdeki taptaze yılda da geçen yıldan daha 'çok' olmazsak...içimizde saklı başarı, sağlık,  huzur, aşk tohumlarını büyütemezsek...en derinlerimizde bir yerlerde saklı tüm güzellikleri sahiplenip çoğalttığımız yıllara...mutlu yıllar...AŞK.la...
25 710 last month
...yeni yıl bize şans, mutluluk, başarı, sağlık getiremez, biz çağırmazsak, çoğalmazsak...bugün dünden, yarın bugünden, önümüzdeki taptaze yılda da geçen yıldan daha 'çok' olmazsak...içimizde saklı başarı, sağlık, huzur, aşk tohumlarını büyütemezsek...en derinlerimizde bir yerlerde saklı tüm güzellikleri sahiplenip çoğalttığımız yıllara...mutlu yıllar...aŞk.la...
elifguveloglu

@elifguveloglu

Dr.Elif Güveloğlu
#karnıbahar #cauliflower #ilaçbesinler #fonksiyonelgıdalar #kansersavarmutfak 
Amerikan Kanser Derneği, tüm kanserlerin 2/3'ünden yaşam stilini değiştirerek korunabileceğimizi söylüyor, bunun başında ise yediklerimizi değiştirmek geliyor...Ernest Mario Eczacılık Fakültesi profesörlerinden Kong şöyle diyor: 'Araştırmalarımız doğruladı ki beslenme ile kanserden korunma arasında sıkı bir bağlantı var; yediğimiz bazı maddelerin içinde, kanser yapıcı genetik değişimin oluşmasını engelleyen maddeler mevcut'. İşte bu 'yediğimiz bazı maddeler'in başında karnıbahar geliyor ki ilginç bir şekilde bu sebze en başta, dünya Patoloji literatüründe 'karnıbahar tarzı büyüme paterni gösteren kanserler' diye adlandırılan kanserlere karşı koruyuculuk gösteriyor, bu, tıp tarihindeki 'signiture doctrin' yani 'işaret yasası'nın en çarpıcı örneklerinden! Signiture doctrin, 16.yüzyılda doğabilimci ve hekimlerin ortaya attığı bir teori; doğada, benzerin benzeri tedavi ettiği teorisi, yani cevizin beyne çok benzeyip beyin fonksiyonlarını olumlu etkilemesi gibi...Biz bilim insanları elbette bu yasayla yola çıkamayız ancak ilginç bir şekilde hücresel kanser çalışmaları bu sebze için bu teoriyi doğruluyor. Karnıbahar resminden sonra paylaştığım birçok farklı organda görülen bu kanser cinslerinin üremelerini karnıbahardaki bazı aktif maddeler hücre kültürlerinde baskılıyor.Sadece hücre çalışmaları da değil epidemiyolojik ve klinik çalışmalar da bunu destekliyor.Karnıbaharın oluşmalarını ve büyümelerini baskıladığı kanser türlerinin başında,doku resimlerini de paylaştığım bağırsak, mesane ve böbrek kanserleri geliyor. Patoloji asistanlığımın ilk dönemlerinde gerçekten de, kanser nedeniyle çıkarılan bağırsak parçasını makasla açtığımda karşılaştığım manzara beni çok şaşırtmıştı;karşımda adeta bir karnıbahar vardı ve Patoloji kitaplarında bu tümörler 'karnıbahar tarzı büyüme gösteren tümörler' diye geçiyordu...Doğada daha ne sırlar var Allah bilir...Biz bilim insanlarına düşen tabiattaki mucizeleri bilimle açığa çıkarıp insanlığa sunmak, tabiat aklını beden aklı ile 'ulamak'...Sağlık ve esenlik dileğimle...
29 601 last month
#karnıbahar #cauliflower #ilaçbesinler #fonksiyonelgıdalar #kansersavarmutfak amerikan kanser derneği, tüm kanserlerin 2/3'ünden yaşam stilini değiştirerek korunabileceğimizi söylüyor, bunun başında ise yediklerimizi değiştirmek geliyor...ernest mario eczacılık fakültesi profesörlerinden kong şöyle diyor: 'araştırmalarımız doğruladı ki beslenme ile kanserden korunma arasında sıkı bir bağlantı var; yediğimiz bazı maddelerin içinde, kanser yapıcı genetik değişimin oluşmasını engelleyen maddeler mevcut'. İşte bu 'yediğimiz bazı maddeler'in başında karnıbahar geliyor ki ilginç bir şekilde bu sebze en başta, dünya patoloji literatüründe 'karnıbahar tarzı büyüme paterni gösteren kanserler' diye adlandırılan kanserlere karşı koruyuculuk gösteriyor, bu, tıp tarihindeki 'signiture doctrin' yani 'işaret yasası'nın en çarpıcı örneklerinden! signiture doctrin, 16.yüzyılda doğabilimci ve hekimlerin ortaya attığı bir teori; doğada, benzerin benzeri tedavi ettiği teorisi, yani cevizin beyne çok benzeyip beyin fonksiyonlarını olumlu etkilemesi gibi...biz bilim insanları elbette bu yasayla yola çıkamayız ancak ilginç bir şekilde hücresel kanser çalışmaları bu sebze için bu teoriyi doğruluyor. karnıbahar resminden sonra paylaştığım birçok farklı organda görülen bu kanser cinslerinin üremelerini karnıbahardaki bazı aktif maddeler hücre kültürlerinde baskılıyor.sadece hücre çalışmaları da değil epidemiyolojik ve klinik çalışmalar da bunu destekliyor.karnıbaharın oluşmalarını ve büyümelerini baskıladığı kanser türlerinin başında,doku resimlerini de paylaştığım bağırsak, mesane ve böbrek kanserleri geliyor. patoloji asistanlığımın ilk dönemlerinde gerçekten de, kanser nedeniyle çıkarılan bağırsak parçasını makasla açtığımda karşılaştığım manzara beni çok şaşırtmıştı;karşımda adeta bir karnıbahar vardı ve patoloji kitaplarında bu tümörler 'karnıbahar tarzı büyüme gösteren tümörler' diye geçiyordu...doğada daha ne sırlar var allah bilir...biz bilim insanlarına düşen tabiattaki mucizeleri bilimle açığa çıkarıp insanlığa sunmak, tabiat aklını beden aklı ile 'ulamak'...sağlık ve esenlik dileğimle...